24 Kasım 2009 Salı

tıka kulaklarını bebek...

çok küfürlü yazdığıma dair mail aldım bi güzide hanım kardeşimizden. kendisinin mail adresi crayzangel vari bir şeydi. şimdi ablacım, sen o mail adresini alacak kadar yaratıcılığa sahipsin ya, herkes bence sana küfür eder. hatta bizzat sana eder. ulan bu ne iştir arkadaş. piyasada gördüğümüz kadın mail adreslerinden %70'i crayz angel, kalan %28'i crayz sexy. sonra da gelmişiniz karşıma "çok küfürlü yazıyosun" diye eleştiriyorsun. evet yazıyorum. ama kendine sordun mu hiç neden yazıyorum? işte sen ve senin gibiler yüzünden, klişelerinizden tiksindiğim için küfürlü yazıyorum. acaba bunu hiç düşündün mü? nerdeee

bir insan neden crayz angel diye bir mail adresi alır? hangi ruh hali onu daha önce hiç görmediği, ama kutsal gecelerde filan görürüm diyerek hiç anlamadığı dualara sarılarak umutla beklediği bir varlığın, (sıkı durun) "manyak, deli, psikopat" halini kendine e mail adresi olarak alır? karar verebilmiş değilim. hadi bir iki tane delirmiş meleğe de sözüm yok. ama piyasanın yarısı delirmiş melek kaynıyor olursa, işte o zaman insan delirmiş meleklerin arasında "lan bi siktirin gidin ablacım. dur abla, karı kendi kanadını emiyo anaa, lan bi çekilin ablacım işe yetişçem, açılın layyn" tadında harbi delilik krizi yaşayabiliyor.

meleklere zaten oldum olası kılım. sırtından iki kanat, götünden iki tüy çıkaran kimseler bence pek güvenilir olmamalıdırlar. bir kere bu tarz varlıklarla hiç dost olunmaz. normal aktivite yapılmaz bu şahıslarla, hadi gittin halı sahaya: "cebrail olm geçsene kaleye, zıçacam bacaana, 2. golden sonra sen geççektin" diyeceksin. 10 dakika sonra adam kaleye geçecek, 20 dakka sonra maç piç olacak. "lan cebrail, insene lan aşağa, topu bırak bari. uçtu herif mınıskim. sokarım ben böyle halısahaya arkadaş. almayın bu puştu. lan bari topu bırak deyyus. taş bulun lan bana bi tane, kanadınısktiminin evladı" olacağı budur. cebrailden kaleci, melekten dost olmaz. uçan adam dostu istiyorsa insan, süpermene yönelmeli, kendisiyle dost olmalıdır. zaten kanadıylan uçan adamdan hayır gelmez. yiğit kişi, kanatsız uçabilmelidir.

velhasıl burdan bana mail atan çılgın melek ve milyarlarca kombinasyonuna sesleniyorum. "kanadınızı kırar, faktöriyelinize sıçarım" efendi durun.

21 Kasım 2009 Cumartesi

işte öyle bir şey...

kızılayda çay keyfi 2$
bahçelide nargile 5$
eymirde balık ekmek sefası 10$
tunalıda bir alem gecesi 50 $
çankayada rus gecesi 150$

fenere koymak... paha biçilmez...


üçüncü gol ofsayt...fenere koymak nizami...

hani dolmabahçede yürürken
hani fenerbahçeye koyarken
hani biz pınarbaşı çekerken
işte öyle bir şey
işte öyle bir şey...

uyma sen onlara

bazen sinirleniyorum. sinirlendiğim dışardan belli olmasın diye zırtapozluklara girmiyorum. direk sinirleniyorum. ama allahtan sabırlı bir adamım da, sonra düşünüp de doğru yolu bulup, "neyse, efendilik bende kalsın" diyebiliyorum. sizi temin ederim ki (sizi nasıl temin edicem o konu biraz muamma) internet üzerinden çok adam dövdüm. artık kimseyle kavga etmemeye yemin ettim. yeminimi bozdurtmayın klişesiyle gelmiyorum önünüze. ama bozdurtmayın. çok pis döverim. sikim kadar boyunuz, sikimin santimetresi kadar yaşınızla artislik yapmayın.

bir dönem mahalledeki tüm çocuklara ninjalık dersi verdim ben. en güzel tahta kılıçları ben yapardım. sol kolum faça izi ve sigara yanığıyla dolu. ama çok duygusal ve efendi bir insanım. kiraz çiçeklerine bakıp bir samuray gibi düşünebilir, 2.3 oktavlık savaş narası atabilir ve 100 oktan yerine 95 oktanlık benzin koydu diye pompacıyı dövebilirim. yaparım bunu. beni uzakdoğu sanatımı ve ninjistu tekniklerimi kullanmaya itmeyin.

akşam maç var. sinirli ve gerginim. elim ayağım ayrı bi şekil oynuyo. döner bıçaklarıyla hasmımı kovalar, ağzınıza sıçar, kalbinizi kırarım. arkadaşlarım arıyo; "asethuanım, akşam maç var. gel beraber izleyek" diyor. (bakın izleyek diyolar. izleyelim demiyolar. mafyavari arkadaşlarım var. ebenizi skerim.)

tüm efendiliğimden alttan alıp size barış dalı uzatıyorum. ya o dalı efendi gibi tutarsınız. ya da çevirip o dalı dikenleriyle götünüze sokarım.

şimdi siktirip gidin gözümün önünden.

oooleeeeey...saldır beşiktaaaaşııım ooooleeeeey....

20 Kasım 2009 Cuma

bir yanlış anlamanın anatomisi...

eğer kendi kendinize konuşan bir insansanız, ya çocukluğunuzda bir yerlerde takılı kalmışsınızdır veya kafanız o kadar fazla çalışıyordur ki, normal insanlarla kurduğunuz ya da kuracağınız tüm diyalogları bilfiil yaşarsınız. Kafam çok mu çalışıyor bilmiyorum. Ancak kendi kenime konuşmam sonucunda başıma çok sık absürd olaylar geliyor, onu biliyorum.

OLAY 1: hastalıktan geberen ve günlerdir bunu aşamayan ve bu şekilde salak saçma, sürüne sürüne ofise gitmek zorunda kalan bir insansanız; müdürünüz "olm gelme artık, yazık" deme insaniyetini göstermeyen bir eşşek yortusu ise, hastalığı atlatamamanız doğaldır. bunun için yaklaşık 2 saat sıcak su torbaları ile bezeli bir yatakta kıçınız başınız yana yana yatar ve terlemeye çalışırsınız. terleme gerçekleştikten sonra banyo kısmı çok önemlidir. banyo yapmazsanız sıçtınız. o ter üzerinizde kurur ve sizi 1 hafta geriye atar. ama daha kötüsü banyoya girdiğinizde sıcak suyun olmaması değil, gelip giden bir sıcak su ritminin olmasıdır. boktur. çıkamazsınız. giremezsiniz de. eşşoleşşeğin fıskiyesi bir yerden sonra ısınır. o sıcak suya o kadar ihtiyacınız vardır ki. zaten yarı uyur yarı uyanık haldesinizdir. siz 30'a ateşiniz 40'a merdiven dayamıştır. dolayısıyla sıcak suyun büyüsüyle konuşmaya başlarsınız. "ohhh işte buu...offff...ohhhh" ancak kodumun fıskiyesi azizliğini yapar. su soğumaya ve ardından tekrar ısınmaya başlar. ama sizin tek ihtiyacınız olan kaynar sudur. kemiklerinize kadar ısınmak istersiniz. "hayır hayır..yapma...gel...hadi aslanım. hadi bebeğim. hadi güzelim..off...hah..işte böyle...ohhh...yo yo..hayır hayır...ak hadi...gel hadi bebeğim...." bu şekilde fıskiyeyle yaklaşık yarım saat ohhlaşıp ahhlaşırsınız. banyo bitip de dışarıya çıktığınızda annenizden "terbiyesiz hayvan!" lafını işitmemeniz için hiç bir neden yoktur. insanüstü bir salak olmaya adaysınız.

OLAY2: banyodan çıktıktan sonra az evvel anne ile girilen gerginliğin nedeni daha tam anlaşılmamışken, çişinizi yapmak için w.c. ye girersiniz. normalde hep banyodan önce yapmanız ve küvete işeme alışkanlığınızın olmaması sebebiyle mecbur tuvalete gidersiniz. bu sefer de aklınıza hoşlandığınız kız ve mail atıp bunu ona söyleme isteğiniz gelir. kendi kendinizi şartlarsınız. "hadi koçum, hadi aslanım... yapabilirsin bunu... hem ne ki, bi kerecik at. olmaz bişi..hadi göreyim seni..."

Ellerinizi yıkar; odanıza, bilgisayar başına gelirsiniz. babanız gözlüğünün üzerinden bakarak yanınıza gelir. "onunla oyna ama konuşma...çünkü konuşulunca değil, oynayınca kalkar" der. ve sırtınıza vurarak "hastalıktandır, arada olur öyle", diye eklerve gider... siz bir müddet babanıza ve elinde çözmek üzere tuttuğu bulmacaya bakarsınız. anneniz arkasından meyve tabağıyla geçer. ve siz, 30 a merdiven dayayan insan, babasından duyduğu cümlelerle, terlemek için sıcak su torbasına gerek olmadığını o an idrak edersiniz... acaba banyoda ve tuvalette bağırırken ses ne kadar yüksek çıkmıştır???

Sanatsal Göt!

bir gün daha geçmiyor ki bu blog camiası beni şaşkınlığa düşürmeyegörsün. voodoogirl adında bir blog yazarı var. kendisini takip ediyorum. yazıları güzel, sıradanlıktan uzak. en son yazısında yarım bir fotosunu koymuş ve bu şekilde sanatsal foto denyoluğunu ti ye almış. ancak memleketim aslanları olayı direk arkadaşımızın (afedin) dötüne endeksleyerek işin çığrını çıkarmakta pek tabii ki gecikmemişler. (yorum yazanlardan bazıları muhtemelen arkadaşları, o yüzden neşeli bir ortam çıkmış ortaya. ancak bazısı da, "yüzünü görsem direk bulurum seni", "bi memeden öpsem benden kralı yok" moduna girivermişler ne yazık ki...)

ben de madem her şey sanat için, her şey sanat adına oluyor. kendi dötüm ve basket topum ile az evvel oluşturduğum bu sanatsal yapıtı sizlerlen paylaşmak istiyorum. döt meraklıları bakıp osbir çekebilirler. sanat meraklıları ile her şekilde bu eseri tartışırım. lakin ben biraz daha basketbol seven bayanları hedef kitle olarak seçiyorum bu fotomda. elin kıllı herifiyle neden sanat tartışayım durup dururken? "abi barok sanatı kendini bozdu gibi biraz şu sıra" desem herife, "boşver asethuanım, barrokunu yiyeyim, sıvazla dur aslanım" diye yanıt verecek. beni dumurdan dumura sürükleyecek. ama bayan sanatseverler bu konuda daha naifler. hemen bana "sanırım bu sanatsal çalışmayı soğuk bir yerde yaptınız değil mi?" diyecekler. ben de, (gülüşmeler) "evet nerden anladınız?" yanıtıyla kendilerine döndüğümde; "kalçanızdaki tüy dipleriniz pürtük pürtük olmuş da" diyerek beni sanatsal zevkin doruklarında gezdirecekler. bu ne dikkat? bu ne sanat aşkı?...

maalesef erkeklerimiz bu konuda başarılı değil, bunu voodoogirl örneğinde de gördük. sanat eserlerini yorumlamaktan aciziz. bu resmi yorumlayan ilk arkadaş. "hacı o basket topu voit mi lan?" diyecek. hadi yorum biraz tanıdıklıklan alakalı diyelim, beni tanıyan bir erkek sanatsever arkadaşım ise "olum du bakim, benim lan o top, kuzey yarımküredeki ince balondan tanıdım. ne zaman hacıladın şerefsiz" veya "lan asethuan, sende ne göt varmış aslanım. o göte bülbül öte. eheuheuh" diyerek sanatsal yorumlara değişik bir yerel algı getireceklerdir. (maalesef.)

velhasıl ben bir gotik, bir barok, bir rönesans italyan mimarisi, klasik fotoğraf sanatı konuşmak istiyorum insanlarla. hemcinslerimle. ancak pek mümkün olmuyor. konu hemen göte geliyor. memeye geliyor. olmuyor.

o değil de sevgili voodoogirl, "ahanda size göt" diyerek verdiğin link kullanıcı adı istiyor. yok mu kanka şöyle daha kullanıcı adsız, masrafsız bi görüntü?

olmuyor...

not: bahadır. topu en kısa zamanda getircem abi söz. orta 2 deki beden dersi sonrasından beri bende kalmış olması, bu günden itibaren de bende kalacağı anlamına gelmemeli. yok abi. çıplak göt yanında topunla foto çektirildi diye sana ibne demezler korkma. bugünlerde buna sanat diyorlar. göt benim, sanat benim. olsa olsa bana ibne derler. onu da zaten trafikte her gün diyolar. biraz marjinal olmak lazım bahadır. bahadır?

17 Kasım 2009 Salı

Kimlik Bunalımı...

Çağımız insanında sıkça rastlanılan bir olgu kanımca kimlik bunalımı. Öyle ki artık bunalma raddesine gelmiş bir arayışın yansıması olarak ortaya çıkıyor. Çıkmıyor değil! Etrafımıza baktığımızda herkes olduğu şeyden mutsuz. Herkes başka bir kimlik arayışında. Bu sebeple ortaya komik manzaralar çıkıyor. Az evvel bir internet sitesinde denk geldiğim şu cümleyi sizlerle paylaşacağım. "Hangi araba markasısınız: Testimizi çözün, bedava kontür kazanın"... Lan manyak mısınız? Ben niye durup dururken araba markası olayım. Daha doğrusu neden durup dururken araba markası olmak için test çözeyim. Ya kimliğimden o kadar fazla bunalmış bir insansam ve eve gittiğimde aileme ferrari taklidi yapmakta ısrar edersem? Ortaya çıkan manzaralar nice olur? Bununla da bitmiş değil tabi bu çılgınlık. "Hangi Burhan Çaçan şarkısısınız?, Hangi marka saatsiniz?, Hangi seks oyuncağısınız, Hangi dağdaki kurtsunuz?" diye binlerce kombinasyonla orantılı olarak çoğaltmak mümkün hadiseyi. Ama cidden insanımızdaki bu kimlik bunalımı ve başkası olma arayışı şaşılacak ölçüde. Tabii bu durumu bir de kamuoyu ile paylaşma sendromu var. "Lan olm, testi çözdüm, Abidin Kınalıkımız'ın Bindallı Kezban şarkısı çıktım. Şu dakkada bi şarkıyım artık ben! Ortamlarda kelebekler gibi dolaşmak delikanlıyı bozsa da, yapçak bir şey yok. Şarkıyım ben!(Merve Fukuyamagiller ve 3 other people likes this)" tarzı bir delilik almış başını gidiyor. Herif göz göre göre şarkı oldu lan! Hangi mutfak aletisiniz testinde rende olup da üstünü başını dometese soğana bulayan, götüne havuç sokan insanlar biliyorum. Yapmayın. Siz ne bir şarkı, ne bir rendesiniz. Eskiden insanlar ne güzel hangi burçsun, hangi sanatçısın, hangi futbolcusun testini çözerdi. Şimdi iyice sapıttı insanlık. Bir de bu 4 people likes this ekolü var. Gerzek misiniz abi? Merve Fukuyamagiller, başta sana söylüyorum. Lan herif şarkı olmuş, Bindallı Kezbanım ben diye geziyor alemde. Bunun nesini sevdin a mervem, a güzel kuzum. Fukuyamadın, adam olamadın diye de değil. Sebep ne peki? Lan ne kahpe bir şeysin sen popüler kültür. Hayır rende çıktın ne olacak? , Test sonucu göt mayasılı çıktın ne olacak. Bir söyler misiniz arkadaş?

Hamdi Faynılfayt feysbuka üye oldu ve Hangi kımıl zararlısısınız? testini çözdü. İyi bok yedi....

5 Kasım 2009 Perşembe

çocukluk şarkılarımız

efendim 80 kuşağında çocuk olan hüzünlü (biz) gençlerin melodramları artık klişe oldu. her köşede 80 lerde çocuk olmak, susam sokağını hatırlamak, vatkalı elbiselerle, permalı saçlarla gezinmek şeklinde 80 lere olan özlemi yansıtan yazılar, resimler gezindi durdu. bu yazının konusu 80 lerin kendisinden ziyade biraz da o dönemin trt de çıkan çocukluk şarkıları. bu şarkılarla büyüdük biz. kah izci olduk, kah hep ötüşen kuşlar olduk, kah bizimkiler dizisinin ütü kokulu müziğiyle içimizdeki seri katilin çıkma süreciyle mücadele ettik. yaşadık bunları. ancak hele bir şarkı vardır ki kulaklarımdan gitmez. izi ömrümce mücadele etsem de silinmez sanırım. nedir bu şarkı? güftesini ve müziğini kimin yazdığını bilmediğim. kimin yazdığını açıkçası çok da siklemediğim bir şarkıdır bu. "pazara gidelim, bir eşşek alalım, pazara gidip bir eşşek alıp napalım? happuru huppuru happuru huppuru yemeyelim" isimli bu güzide şarkı, o dönemki tüm genç dimağların beslenme alışkanlıklarını sorgulamalarına neden olmuştur. lan bu nasıl bir şarkı? pazara gidelim. evet çok güzel. gidelim tabii. ama pazardan neden bir eşşek alıyoruz? hadi alıyoruz da onun yenilebilir bir hayvan olup olmadığını bilmiyor muyuz? alma sebebimiz eşşeği yemek. üzerine kavun karpuz pırasa filan yükleyip mahalle aralarında satış yapma amacı yok şarkıda. eşşeği direk barbekü olarak gören bir zihniyet var. anne eşşek yenir mi? hayır yenmez. neden? çünkü şarkının sonunda happuru huppuru yemiyoruz. ha oldu o zaman. eşşeğe binilir. bravo vallahi. ulan bi kere pazarda eşşek satılmaz. şarkıyı günümüzde dinlese bir çocuk ve migrosa gitse. "emce ben bir pergel bir de eşşek alacağım. ama söz yemeyeceğim" dese. o satış müdürü o piçin ağzını burnunu kırar. eline bir joyistik verip eve gönderir. bir de işin daha vahim kısmı. ikinci kıtada eşşek yerine koyun, tavuk vs konuluyor ve şarkı happuru huppuru yiyelim diye devam ediyor. pazardan aldığı koyuna direk happuru huppuru diyerek girişen çocuklar düşünün. ben düşünemiyorum. vahşet lan. işte tüketim toplumunun temelleri orada atılmış. sonra millet taşrada koyunu eşşeği düdükleyince oha vahşet diyoruz. ee senin kentte tv izleyerek büyümüş küçük veledin eşşeğe, koyuna, koalaya happuru hupuru diye girişiyor. biri durdurup da "hayır evladım. happuru huppuru yenmez eşşek" dedi şarkıda diye duruyor çocuk. yoksa omurundan ısırıp da yere serecek eşşeği. nerde hayvan hakları? koyuna, kurda, kuşa, eşşeğe süpermarketteki "altınurazgiller kaşarı" gözüyle bakan bu nesile kim dur diyecek? happuru huppuru yemeyelimmiş. ha oldu. süper beslenme alışkanlıklarımızı bu şarkıya borçluyuz. şimdinin gençleri eşşek etinden dürüm soslu dönerler yapıyorlar işte bu yüzden. çok mutsuzum. kuşlaaaar şeeen kuşlaaaar, heeep ötüşeeeen kuşlaaaar. sessiz dallaarın miniiiiğk süsleriii yuvanız nerdediiiiiiir... diye şarkı dinlerken ardına happuru huppuru eşşek...bir elimde beş parmak...bir elimde beş parmak saaay bak..saay baaak...1 2 3 4...anneeaaaa ilyas parmaaamı yediiiiiğ. eşşoleşşekler...