7 Şubat 2012 Salı

Linguistik Çentikler...

Son zamanlarda bir kaç adet resim sergisi gezdim. Bu sayede resime ilgim ve yeteneğim olduğunu keşfettim. Böylece resim olayı ile ilgilenmeye başladım. Resim bence sanrının tuvale olan izdüşümü, bilinmezliğin renkli dokunuşlarla anlamlandırılmasına aracı olan bir kaç çapkın dokunuş... Resim bence bir sanat değil, renklerin hitabeti. Sözcüklerin diktasının kırılarak fırça darbeleriyle ifadenin somutlaşması. Bir kadının beyaz teninin zevkin dokunuşları ile bezenmesi, morluklar, fışkırtıcı renkler, renkli çarşaflar...

İşte böyle bir sevişme anının ifadesi olan son çalışmamı sizlerle paylaşıyorum. Çalışmamın adı linguistik çentikler...


Şekillerin karmaşası insan bedeninin seks sırasında şekilden şekle, pozisyondan pozisyona girmesini sembolize ediyor. Üçgen unsuru inmekte olan bir penisi, diktörtgen ise çok afedersiniz domalmuş bir kadın figürüne atıf yapmaktadır. Elips şekli şehvet yatağını, ortadaki siyah çember ise vajinanın o karanlık kuytuluklarını yansıtmakta. Sağ üstte karman çorman olmuş insan siluetleri ise sevişmenin sürreal bir yorumu olarak nitelendirilebilir. Küçük damla şeklindeki yuvarlaklar terlemiş insan bedeninin o kutsal meyvelerini bir bir sembolize etmektedir.

Renk seçiminde belli bir sıra veya düzen gözetmedim. Zira renk körü bir insan olarak sanatın akıcılığına kendimi bıraktım. Böylece pint programındaki renkleri efektif kullanmam mümkün olabildi. Sanat eserimin "linguistik çentikler" olarak adlandırılmasında ise, şehvetin ses tonunun zevkin tırnak izleriyle düşsel harmanlanmasını gözettim.

Bunları yaptıktan sonra kendime bir "dürüm soslu soğanlı" söyledim. Şalgam suyu içtim. Filaş tivi de yörelerimizden türküler programında "oy gınalı höşmerimim" isimli türküye eşlik ettim.

Böyle de bir global harmoni içerisindeyim...

O değil de resmi ayı gibi "jpg" formatına çeviren ve resmini "adsız" olarak kaydeden bir insanmışım...

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder